Bakışımı Nakışladım

ENES GÜRBÜZ
Bakışımı Nakışladım
 
I.
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
ablam nakışlar onu kanaviçeye / özenle
annem kuş olup uçarken rüyamdan, ben henüz bebektim
karanlığı giyinip yürümeye başlamıştım
bu nedenle renksizdi dünya o zamanlar
insan yoktu / günahlar dökülmüyordu şarap şişelerinden
herkes eşitti, gördüm
ben bu bakışı besliyorum işte yıllardır / can evimde.
 
kavak ağacının dallarına yapmıştım yuvamı
atkımı boynuma değil, ağacımın dallarına bağlardım kışın / üşümesin diye
göç mevsimi geldiğinde,
İbrahim’le Mekke’ye, Muhammed’le Medine’ye hicret ederdim
 
ama şimdi… / bir kanadım kırıldı, uçamıyorum ve maziye / planörle
 
vücudumdaki tüm kan beynime sıçradı / ve ben bir insanım
insanda da hayvan hücresi vardır
mıknatıstır da aynı zamanda insan / yakışıklıysa eğer / tüm güzelleri kendine çeker
bir manevî manyetizma içerisinde
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
nakışlarım onu kanaviçeye, özenle
 
II.
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
babamın kitapları arasında gezinir gözlerim / dikkatlice
annem öldü ama babam da giriyor rüyalarıma / yürüyorum artık özgürce
bilinmezliğimi süveterime örmüş dadım / giyindim hemen onu
kar yağdı bembeyaz oldu ortalık / beyaz da olsa bir rengi var artık dünyanın
şampanyalar patlayınca günah dağılıyormuş etrafa, gördüm
ben bu bakışı besliyorum işte yıllardır / can evimde.
 
bu gece çok geç geldim eve / buyur gel, dedi babam
kolum kırıldı / böyle demeseydi keşke, uyarmalıydı
beynim sulandı, bana kızmalı ve azarlamalıydı fikrimce
çünkü diğer kardeşlerim de oradaydı
 
ama şimdi… / nasıl bakarım onların yüzüne / burnumdaki havuç düştü, kardan adama küstüm
 
kış bitti yaz geldi
güneş kalbimi ısıttı, bakamadım güneşe, gözüm kamaştı
incinen gözümü yüreğime gömdüm / özleyince çıkartıp bakacağım ona uzun uzun
ve sen kuş olup uçarsın
ben yalnızlığımı boynuma dolayıp bakarım ardından
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
nakışlarım onu kanaviçeye, özenle
 
III.
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
gözlerime bak, dedi bir kadın / yılbaşında
uzunca baktım ona
boyamıştı gözlerini, şeytana benziyordu
ve etrafıma baktım ki herkes kendini boyamış
ah şu kadınları sıksan makyaj denen boya fışkırır
güya namuslarınca savaşan / bu gibi namussuzları gördüm
ben bu bakışı besliyorum işte yıllardır / can evimde.
 
şans bileti için saatlerce kuyrukta bekleyen / adamlardan biri beni çağırdı yanına
sen de al bir bilet, dedi / alacaktım ama elim titredi
dokunamadım o velede / ter topuklarımdan çıkmaya başladı
hemen terk ettim orayı
 
ama şimdi… / feleği tutulmuşa benzedim / Adem’le cennetten kovuldum / dünya karardı
 
tahta yuvama çekildim / kutlama yapmadan / kafamı yastığa gömüp uykuya daldım
saçlarımı yıkamadım gece / taramadım da
muz yerine pişmiş soğan yedim
ömrümde ilk kez vitamin gördüm -çırılçıplaktı-
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
nakışlarım onu kanaviçeye, özenle
 
IV.
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
aileler evlatlarını birkaç parça kumaşa satıyorlardı / acımasızca
haliyle işin kumaşı da değişmiş oldu
renk vermeye başladı yalanların / yine rengi kaçtı yalaza fırlamaların
bir gavur çıktı ve ayet okudu / kelimeler kifayetsiz kaldı
şevketlum emirler yağdırırken
ulu hakan Abdülhamit han camide namaz kıldırıyordu, gördüm
ben bu bakışı besliyorum işte yıllardır / can evimde.
 
bacağım kırıldı / koltuk değneğiyle yürüdüm
tekerlekli sandalyeye mahkûm kaldım -kelepçelendim-
mahkemede sebepsiz yere yargılandım
kendi kendimi kendi mahkememde yargıladım / kendi kendime yalancı şahit oldum
 
ama şimdi… / kendi yalanlarımla özgürüm / ve kendi kendimi tutukladım ruh hapishaneme
 
düşündüm, hiçbir kitabımı yazarına imzalatmadım
peşlerinden koşmadım, zahmet çekmedim
her kitabı yazarın adıyla kendi kendime imzaladım
ve aman ne çok yordum kendimi
kendi beyin fırtınamla uçup bir de kendimi havadan izledim
 
çocuksu bir bakış beslerim evimde
nakışlarım onu kanaviçeye özenle
 
_______________
(Kalemlik dergisinin 1. sayısından)
 
 
 

 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir