Hazan Sarısı Hafakanlar

MEHMET FARUK HABİBOĞLU 

Hazan Sarısı Hafakanlar 

 
Kar yağıyor deneme saatinde. Yazıklar olsun diyordun, yazık oluyor bize. Kalkıp bir dal sigara yakıyorum yeniden. Akşamdan beri bu kaçıncı olsa da. Şimdi yine beni bekleyen uzun bir gece var. Hayalle korkunun iç içe geçtiği sessiz bir gece. Hem her geceki gibi kimsesiz bir gece.
 
Şiir yazmak kaçmak mıdır? Ya da nefes almak mıdır? Bak şimdi buna takıldı aklım. Sahi nedir şiir yazmak?
 
Ama ben şiirsiz ölürüm! Elim, kolum, gönlüm tutulur. Aklım tutuklu kalır bir karanlık boşlukta. Ben şiirsiz yaşayamam, ölürüm. Oysa ben çoktandır ölmüşüm haberim yok sanırım. Her günü ve gecesi birbirinin aynı olan yaşıyor sayılır mı? Her gece sabaha kadar devinip duruyorum, düşünüp soruyorum. Cevabını vermekten korktuğum bir yığın soru zihnimi tırmalıyor.
 
Ne oldu bana? Ben niye bu hale evrildim? Yapayalnızlığım daha ne kadar? Şimdi apansız ölsem bir başıma, kaç gün sonra bulurlar beni? Niçin aklımdan bir dem olsun çıkmıyorsun?
 
Birileri "Leyla'dan geçme faslında" olsa da ben çoktandır kendimden geçme faslındayım. Ama henüz tamamlayamadım.
 
Sigaram yine bitti, ah bu hazan sarısı hafakanlarım hiç bitmedi. Bitmeyecek de sen olmadığın sürece. Yine de boş ver ha? Boş vereyim bakalım şu İstanbul'un kıyısında. 
_______________ 
(Kalemlik'in 5. sayısından) 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir