Kaçanı Kovala

NİLÜFER ZONTUL AKTAŞ 

Kaçanı Kovala 

 

-Kararsızlık-

O gün küçük sincap Çesi okuldan eve gelip elini yüzünü yıkadıktan sonra kara kara düşünmeye başladı. Önünde oyuncakları, kitapları, çerezi, tableti daha birçok şey vardı. Etrafı kalabalıktan görünmüyor idi. Bu kadar kalabalık içinde insan bir şey yapabilir mi?
– offffff….offfffff deyip duruyordu.
Uyusam mı’’ dedi kendi kendine. Yok yok uykum da yok’
-‘’N’oldu neyin var Çesi’’dedi annesi. Bir şeye mi canın sıkıldı.
-Şeyyy anneciğim,  aslında sıkılıyor gibi ama neye canımın sıkıldığını da bilmiyorum
-Yapacak çok şey var da kararsızlık bu, nerden başlasam diyorum
-E! e! o zaman hadi yavrucuğum, başla bir yerden. 
Biraz debelendi yerlerde Çesi, mırıldandı. Döndü durdu…
-Ben en iyisi televizyon izleyeyim. Yok yok. Bahçeye çıkayım. Yok, yok hamurlarımla mı oynasam. Resim de yapabilirim. Yok, en iyisi müzik dinlemek… hım Uffff! napsam ki hepsini de seviyorum. Bazen yemekte de böyle oluyor, şundan mı yesem bundan mı? Aç kalıyorum sonra.
-Olmaz böyle Çesi olmaz. Dedi annesi. Kararsızlık huzursuz eder seni. Karar veremedikçe bir işe odaklanamazsın. Bak dinlenme saatini işkenceye çevirdin. ‘Kaçanı kovala’
-o da ne ki ‘kaçanı kovala’ çok komik bir söz
-Birazdan güneş batacak, bahçe de oynayıp biraz hava alabilirsin. Onu değerlendirdikten sonra ev içinde yapabileceğin işleri sıraya koyabilirsin. Resim yaparken müzik dinlemek mesela… Sonra ders çalışmak iyi fikir. Karar vermeyi becerebilirsen ve önceliğini belirlersen, hayatın düzenli olur ve zaman sıkıntısı yaşamazsın.  Annesini öylece hayranlıkla dinliyordu Çesi. Artık karar vermenin rahatlığı içinde idi. Bahçeye çıkıp oynayacaktı önce. Güneş temiz hava. Sonra yeşil bir alanda bisiklete binmek var. Sofrada da şifresi oldu bu yöntem. Çorbayla başlıyor yiyebileceği kadar yemek ve salatalardan alıyordu tabağına. Şunu mu yesem bunu mu yesem kararsızlığı yoktu artık. Yüzünde bir mutluluk oluşmuştu Çesi’nin. Planlı kararlı sırayla yapıyordu işlerini. Etrafına yığmak yerine sırası geleni çıkarıyordu. Oyuncakları sepette mutluydu, dağınık kalmak onları perişan ediyordu önceden. Kitaplar yere serilince yıpranıyor üzülüyorlardı. Tabletin camı sızlıyordu. Çesi tüm eşyalarını yerli yerinde aciliyet sırasına göre kullandıkça zamanı bereketli oluyordu artık. Dolabını açtığında gülümsüyordu her şey. Ayıcık Moni gibi karar vermek de zor değildi Çesi’ye bundan sonra. Kaçanı kovalamak sözüyle nice işler başaracaktı, kim bilir?
 
(Kalemlik'in 4. sayısından) 
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir