Kelimeler İçin Bu Hikâye “Sayıkalar – 1”

SİNAN MİRZA PALA

Kelimeler İçin Bu Hikâye "Sayıkalar – 1"

Aşk bahsinin altında yazılan notta, iki durum daha gözlerime takıldı. İki kelime vardı, birbirini tamamlayan, birbirinin ikizi gibiydiler. Onları düşündükçe aşk kelimesi kendi cenderesinde daha da sıkışıyordu. Düşündükçe kelime düştü. Düşen yol buldu. Yol, akla selametin çağrısıydı… Birçok andan sıyrılarak geldiğimiz bu yerde, bazen yorulduk, bazen düşekaldık. Bir durak içimizde az biraz avuçlarımızda, ahir olundu kimi zaman kelime, kimi zaman eksik bir yamayı onarır gibiydi. Burada bahsedilen kelimeler diyarı. Kelimeler evveli. Kelimeler kitabıydı. En çok içimizde kanan kelimeler buradan seçildi ve getirildi. Unutmadığım ve unutamadığım, her vakit aklımın bir köşesinde oturup bekleyen kelime veyahut bir isimler. Bunlardan bazılarıydı bu hikâyeler bahsinde. Cennetteyken isyan etmenin bir ölümlü için anlamı ne olabilir ki? Bu, başlı başına bir savaş çıkartama çağrısıydı gönül meydanında; affetmek affa layık olduğundan. Kabul etmenin de hata için bir özre götürdüğünden, yapılmak isteneni de ortaya koyar. Aslında kelimeler diyarında anlatmak istenen kendi bedeni olmayan ama varlığı ile var olan bu oluşun bir parçası olduklarını oluşturuyor. Yaratmanın ilk emri ile vuku hale gelen kelime gibi olmak Tekvin ve ardından diğeri: Harese. Bu iki sözcük aşktan sonra yazılmıştı. Düştü şimdi tekrar bu hikâyenin yazgısı kâğıda. Kimlerdendir derseniz bu hikâyenin yegâne olguları onlar. Onlar ki gerçeği yansıtan değil aynanın kendileri. Biz insanlar, bir şeyleri beşer çemberinde anlamaya çalışma süreci içindeyiz. Var ederiz ama kendi elimiz ile yıkarız. Severiz ama kendi elimiz ile yok ederiz. Gideriz ama kalmasını bilmeyiz. Susarız, konuşmaktan da kaçınmayız. Yapıcı değil yıkıcı görevindedir. Harese ise ilk duyduğumda bu kelimeler yazgısına düştü. Bu kelime okuduğum bir yapıtın ilk sayfasında yer alıyordu. Zülfü Livaneli’ den okumuştum… Şöyle diyor o kişi: “Harese nedir bilir misin, oğlum? Arapça bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develerin çölde çok sevdiği bir diken vardır. Deve, dikeni yedikçe ağzı kanar.

_______________ 

(Kalemlik dergisinin 3. sayısından)  

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir